Şu an bu satırları okurken muhtemelen konforlu koltuğunda, elinde latte ile dijital dönüşüm veya kişisel gelişim üzerine bir şeyler bulacağını sanıyorsun. Yanılıyorsun.
Ben bu satırları, bir tekstil fabrikasının uğultulu makineleri arasında, ciğerlerime dolan pamuk tozları ve burnuma çarpan makine yağı kokusuyla yazıyorum.
Okumaya devam et “Tezgâhın Gürültüsünde Ruh Aramak: Bir Huzursuzluk Manifestosu”
