Filistin meselesini anlamak için sadece haber bültenlerine bakmak, buzdağının sadece görünen ve manipüle edilen kısmını görmektir.
Haberler “olayı” anlatır, sinema ise “hali” anlatır.
İsrail’in en büyük gücü sadece askeri teknolojisi değil, aynı zamanda hikayeyi kendi tarafından anlatma (hasbara) becerisidir.
Buna karşı koymanın yolu, hamasi sloganlar atmak değil, Filistinli yönetmenlerin kamerasından o coğrafyadaki sıkışmışlığı, bekleyişi ve onuru izlemektir.
Ağlamak için değil, işgalin mekaniğini anlamak için izlemeniz gereken 5 kült yapım:
1. 200 Metre (2020) – Duvarın Ayırdığı Hayatlar
Yönetmen: Ameen Nayfeh
Bir babanın, duvarın sadece 200 metre ötesindeki hastanede yatan oğluna ulaşma çabası. Kulağa basit bir dram gibi geliyor değil mi? Değil.
Bu film, bir utanç duvarının coğrafyayı değil, insan onurunu nasıl böldüğünü anlatıyor. Bürokrasinin, kontrol noktalarının ve izin belgelerinin nasıl birer işkence aletine dönüştüğünü görmek için, silahların patlamasına gerek yok.
Sadece o yolu izlemek, işgalin “banalliğini” anlamaya yeter.
2. 3000 Gece (2015) – Parmaklıklar Ardında Doğan Umut
Yönetmen: Mai Masri
İşgal sadece sokakta değil, hukukta ve hapishanede başlar. Haksız yere tutuklanan ve parmaklıklar ardında doğum yapmak zorunda kalan bir öğretmenin hikayesi.
Bu film, Filistinli kadınların direnişteki rolünü ve İsrail hapishane sisteminin insanı nasıl öğütmeye çalıştığını gösteren sarsıcı bir belge niteliğinde. Annelik ve direniş hiç bu kadar keskin bir tezatla işlenmemişti.
3. The Idol (2015) – Yıkıntıların Arasından Yükselen Ses
Yönetmen: Hany Abu-Assad
Gazze sadece bombaların düştüğü bir yer değil, hayallerin de kurulduğu bir yerdir. Muhammed Assaf’ın gerçek hayat hikayesinden uyarlanan film, Gazze’den çıkıp Kahire’deki bir şarkı yarışmasına katılmaya çalışan bir gencin “imkansız” yolculuğunu anlatır.
Sanatın, kuşatma altındaki bir halk için nasıl bir nefes borusu olduğunu anlamak isteyenler için.
4. Zeytin Hasadı (2003) – Toprağa Tutunma Mücadelesi
Yönetmen: Hanna Elias
Zeytin ağacı, Filistin davasının en güçlü metaforudur; kökleri derindedir ve sökülemez.
Bu film, toprağına, ağacına ve aşkına sahip çıkmaya çalışan insanların hikayesini işlerken, arka planda yerleşimci şiddetinin ve toprak gaspının nasıl sessizce ilerlediğini gösterir.
Siyasi bir manifestodan ziyade, kültürel bir direniş öyküsü.
5. Muna (2023) – Gündelik İşgalin Psikolojisi
Bazen büyük patlamalar değil, küçük detaylar insanı yıkar. Kontrol noktasında bekletilmek, evine gidememek, kendi şehrinde yabancı hissetmek.
Bu yapım, işgalin insan psikolojisi üzerindeki tahribatını mikro ölçekte gözler önüne seriyor.
İzlemek Politik Bir Eylemdir
Bu filmleri izlemek, sadece “üzülmek” için yapılan bir aktivite değildir. Bu filmler, yok sayılan bir halkın “Biz buradayız, hikayemiz bu ve bunu silmenize izin vermeyeceğiz” deme şeklidir.
Bir Filistin filmi izlediğinizde, sadece bir seyirci değil, aynı zamanda bir şahit olursunuz. Şahitliğinizi doğru yapın.

