Zihinsel Seçkincilik: Neden Gündemi Terk Ettim?

Modern çağın iletişim kanalları, bir bilgi otobanı olmaktan çıkıp, zihinlerimizi işgal eden devasa bir simülasyon evrenine dönüştü.

Zamanın ruhu (zeitgeist), bugün bize tek bir emri dayatıyor: Tüket, seyret ve unut.

Modern çağın iletişim kanalları, bir bilgi otobanı olmaktan çıkıp, zihinlerimizi işgal eden devasa bir simülasyon evrenine dönüştü.

Jean Baudrillard’ın yıllar önce işaret ettiği o gerçeğin yitimi, bugün cebimizdeki ekranlarda her an yaşanıyor.

Her şeyden haberdarız ama hiçbir şeye vakıf değiliz. Malumatımız (enformasyon) artarken, irfanımız (bilgelik) buharlaşıyor.

Yıllardır bu dijital hezeyanın içinde, gündemin o yapışkan akışında (feed) savrulup durdum. Borsanın sanal rakamları, siyasetin sığ polemikleri ve sosyal medyanın linç kültürü arasında, kendi sesimi ve asıl gayemi kaybettiğimi fark ettim.

Bugün, bu gürültü imparatorluğuna karşı şahsi ricatımı (geri çekilme) ilan ediyorum.

Ancak bu bir kaçış değil; aksine, kendine dönüştür.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur romanında İnsan, zamanın içinde bir saattir der. Oysa biz, başkalarının kurduğu alarmlarla uyanan bozuk saatlere döndük.

Bu blog, bugünden itibaren güncel olanın değil, zamansız olanın peşine düşecektir. Çünkü biliyorum ki; siyasetin ömrü bir gün, edebiyatın ve tefekkürün ömrü ise asırlıktır.

Nizamettingumus.tr artık şu üç sütun üzerine inşa edilecektir:

  • Estetik ve Derinlik: Edebiyatı bir hobi olarak değil, bir varoluş analizi olarak ele alacağım. İhsan Oktay Anar’ın metinlerindeki felsefi katmanlardan, Doğu-Batı sentezinin sancılarına kadar; kelimelerin arkeolojisini yapacağım.
  • Dijital Zühd ve Özgür Yazılım: Teknolojiye düşman değilim, lakin onun tahakkümüne karşıyım. Kapalı kodlu, kullanıcıyı bir ürüne dönüştüren sistemlere (Windows/Apple) karşı; şeffaf, emektar ve özgürleştirici Linux felsefesini savunacağım. Bu, teknik bir tercih değil, modern bir ahlak meselesidir.
  • Nesiller Arası Kültür Köprüsü: Bir baba olarak en büyük endişem ve gayretim; evlatlarımı (ve geleceği) ekranların hipnotize edici ışığından koruyup, onlara Cahit Arf’ın analitik zekasını ve medeniyetimizin inceliklerini aktarabilmektir. Bu, bir pedagoji dersi değil, bir babanın moderniteyle imtihanıdır.

Burası artık bir haber sitesi yahut sıradan bir günlük değildir. Burası, hızın değil hazzın; niceliğin değil niteliğin; gürültünün değil sükûnetin hakim olduğu bir düşünce kalesidir.

Kapıdan içeri girerken gündelik kaygılarınızı, siyasi öfkelerinizi ve magazin merakınızı portmantoya asınız. İçeride sadece fikir, sanat ve insan olmanın ağır yükü konuşulacaktır.

Zihinsel seçkincilik, insanlara üstten bakmak değil; zihnine giren gıdayı seçme iradesidir.

Bu iradeye sahip olanlara selam olsun.

Yazar: Nizamettin Gümüş

Gündüzleri fabrikanın o bitmek bilmeyen ritminde, akşamları ise bu ekranın başında; sadece bakıyor ve gördüklerini tasnif ediyor. Ne bir titri var ne de uyması gereken bir standardı. Modern dünyanın gürültüsünü alkışlamak yerine, o gürültünün içindeki sessiz boşlukları arıyor. Uzlaşmak, sevilmek ya da onaylanmak gibi bir derdi yok. Tek meselesi; her şeyin paketlenip bir sayıya dönüştüğü bu çağda, insan kalmanın ne demek olduğunu kendine hatırlatmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.