Daha önce Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret etmiş olmam ve kardeşimin de Çanakkale’de üniversite okuyor olması, bu kente olan ilgimi her geçen gün daha da derinleştirdi.
Her gelişimde, bu topraklarda hem tarihin acısını hem de gücünü taşıyan görünmez bir ruh olduğunu hissediyordum.
Homeros Destanı
Çanakkale’nin rüzgârı, sanki geçmiş ile bugün arasında daima bir köprü kuruyor; her adımda hem yakın tarihin izlerini hem de binlerce yıl öncesinin seslerini fısıldıyordu.
Şehrin sokaklarında dolaşırken, Çanakkale’nin sadece bir savaşın değil, aynı zamanda çok eski bir medeniyetin de beşiği olduğunu fark ediyorsunuz.
Truva’nın burada, bu toprağın tam kalbinde yükselmiş olması bile insana farklı bir heyecan veriyor.
İşte bu heyecan içerisinde kendimi Homeros’un yazdığı o kadim destanlara merak salmış halde buldum.
Bir yanda Çanakkale Savaşı’nın kahramanlık dolu hikâyeleri, diğer yanda binlerce yıl önce aynı topraklarda yaşanmış Truva Savaşı.
Zaman birbirine karışıyor, geçmiş katman katman gözümün önünde açılıyordu. İşte tam da bu yüzden Homeros Destanı ‘na dönmek istedim.
Bu büyük anlatıların izini sürmek, hem şehrin tarihsel derinliğini anlamamı hem de insanlık mirasını daha geniş bir bakışla görmemi sağladı.
Ve böylece kendimi Homeros’un ölümsüz kelimeleriyle yeniden buldum.
Homeros Destanı, dünya edebiyatının en eski ve en etkileyici anlatılarından biri olarak kabul edilir.
Bu destan, İlyada ve Odysseia adlı iki büyük eserle bütünleşmiş, insanlığın ortak kültürel mirasına yön veren bir hazinedir.
Homeros’un yaşamı kesin olarak bilinmese de Antik Yunan geleneğinde kör bir ozan olarak tasvir edilir ve onun eserleri sözlü kültürün zirvesini oluşturur.
Bu yüzden Homeros yalnızca bir şair değil, adeta bütün bir medeniyetin sesi, öğütleriyle insanları şekillendiren bir öğretmen sayılır.
Homeros Destanı ’nın merkezinde İlyada ve Odysseia yer alır. İlyada, Truva Savaşı’nın son elli bir gününü anlatır ve Akhilleus’un öfkesini merkeze alır.
Akhilleus’un onurunun kırılmasıyla başlayan çatışmalar, savaşın gidişatını değiştirir. Bu destanda kahramanlık, trajedi ve kader temaları iç içe geçer.

Savaşın kahramanları arasında Hektor’un insanlığı ve gururu, Akhilleus’un gücü ve öfkesi, insanlık tarihinin en dokunaklı sahnelerini oluşturur.
İlyada, sadece bir savaş hikâyesi değildir; insan ruhunun zayıflıklarını, cesaretini ve acılarını gözler önüne serer.
Odysseia ise Truva Savaşı’ndan sonra Odysseus’un eve dönüş yolculuğunu anlatır. Bu yolculuk tam on yıl sürer ve Odysseus pek çok yaratıkla, engelle ve sınavla karşılaşır.
Kiklop Polyphemos, Sirenler, Kirke, Skylla ve Kharybdis gibi mitolojik varlıklarla yaşadığı mücadeleler, yalnızca dış dünyaya karşı verilen bir savaş değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasıyla giriştiği bir yolculuğu temsil eder.
Odysseus’un zekâsı, sabrı ve kararlılığı; insanın hayatta kalma mücadelesinin en güçlü simgelerinden biri hâline gelir.
Bu nedenle Odysseia, sadece bir macera hikâyesi değil, insanlığın kendini arayışının da derin bir yansımasıdır.
Homeros’un yarattığı bu büyük dünyada tanrılar da önemli bir rol oynar. Olimpos’un tanrıları, insanların kaderiyle sürekli olarak etkileşim hâlindedir.
Zeus, Hera, Athena ve Apollon gibi tanrılar; savaşın seyrini, kahramanların kararlarını ve olayların akışını etkiler.
Okuma Önerisi:
Beş Şehir İncelemesi – Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Zaman, Medeniyet ve Şehir Üzerine Efsanevi Eseri
Antik Yunan toplumunun tanrı-insan ilişkisine bakışı, bu destanlarda son derece belirgindir. İnsanların özgür iradesi ile tanrıların yönlendirmesi arasındaki ince çizgi, destanların dramatik yapısını güçlendirir.
Homeros’un dili akıcı, şiirsel ve ritmik bir yapıya sahiptir. Hexameter ölçüsüyle yazılmış olan bu destanlar, yüzyıllarca sözlü olarak aktarılmıştır.
Aed adı verilen ozanlar, bu hikâyeleri müzik eşliğinde ezberden anlatırdı. Bu yüzden destanların dili hem akılda kalıcı hem de güçlü bir anlatım ritmine sahiptir.
Homeros Destanı’nın evrensel temaları arasında kahramanlık, onur, sadakat, savaşın doğası, aile bağları, yolculuk ve kader yer alır. Bu temalar, bugün bile geçerliliğini korur.
İnsan doğası binlerce yıl önce nasılsa bugün de benzer tepkiler verir; korkar, mücadele eder, sever, kaybeder ve yeniden denemeye devam eder.
Homeros’un kahramanları, insan ruhunun değişmeyen yönlerini temsil eder.
Homeros’un etkisi yalnızca edebiyatta kalmamış; tarih, arkeoloji, sanat ve sinema gibi pek çok alanda kendini göstermiştir.
Truva’nın gerçekliği uzun süre tartışılmış, fakat Heinrich Schliemann’ın Hisarlık bölgesinde yaptığı kazılarla Truva’nın gerçekten var olduğu ortaya çıkarılmıştır.
Bu bulgular, Homeros’un anlattıklarının yalnızca bir efsane değil, aynı zamanda tarihsel temellere sahip olduğunu göstermiştir.
Modern edebiyatta da Homeros’un izleri fazlasıyla hissedilir. James Joyce’un “Ulysses” adlı romanı, Odysseia’nın modern bir yeniden yorumudur.
Nikos Kazancakis ve Derek Walcott gibi yazarlar da Homeros’un dünyasından ilham alarak eserler üretmiştir. Sinema sektöründe de Truva Savaşı’nın ve Odysseus’un yolculuğunun birçok kez uyarlandığı görülür.
Tüm bunlar Homeros Destanı’nı yalnızca antik bir metin olmaktan çıkarıp, insanlığın ortak hafızası hâline getirir.
Binlerce yıl önce yazılmış olmasına rağmen hâlâ aynı duygulara dokunan, aynı soruları sorduran bir güce sahiptir:
Cesaret nedir? Kader gerçekten değişebilir mi? İnsan yolculuğa neden çıkar? Yolun sonunda ne vardır?
Homeros’un bu sorulara verdiği cevaplar, insan olmanın özüne dair derin bir bakış sunar.
Bu nedenle Homeros Destanı, yalnızca geçmişi anlamamı sağlayan bir eser değil; aynı zamanda bugünümüzü ve yarınımızı daha derin bir bakışla görmemi sağlayan bir yol arkadaşı oldu.
Çanakkale’nin rüzgârı sayesinde başlayan bu merak, beni insanlığın en eski ve en güçlü hikâyelerinden biriyle yeniden buluşturdu.
Ve şimdi bu hikâyeyi, bir zamanlar bu topraklarda yaşamış kahramanların izleriyle birlikte aktarıyorum.
Homeros Destanı Alıntılar (İlyada & Odysseia)
İlyada’dan Alıntılar
“Şarkı söyle, ey tanrıça, Peleus oğlu Akhilleus’un öfkesini…” (İlyada, 1. Kitap – Açılış dizeleri) Bu satırlar, tüm destanın merkezindeki “ölümsüz öfke”yi betimler.
“Beni bekleme, çünkü kaderim neyse onu yaşayacağım. Ama bil ki seni ve çocuğumuzu düşünmeden bir günüm bile geçmez.” (İlyada, 6. Kitap) Hektor’un eşi Andromakhe’ye söylediği bu sözler, destanın en duygusal bölümlerindendir.
“İnsanların kaderi, yapraklar gibidir; rüzgâr savurur, toprağa düşerler; bahar gelince yenileri filizlenir.” (İlyada, 6. Kitap) Homeros’un insan yaşamına dair en bilgece dizelerinden biri.
“Sen bana acı çektirdin, ben de sana son nefesinde acı çektireceğim.” (İlyada, 22. Kitap) Savaşın acımasız yüzünü gösteren çarpıcı satırlar.
Odysseia’dan Alıntılar
“Ben, çok acılar çekmiş, çok yollar aşmış Odysseus…” (Odysseia, 1. Kitap) Destanın özeti niteliğindeki öz tanımlama.
“Hiçbir ölümlü kaderinden kaçamaz, ama bilgelik, en sert rüzgârları bile aşar.” (Odysseia, 10. Kitap, Serbest çeviri) Odysseus’a verilen öğütlerin en etkileyici olanlarından biri.
“Geceleri gözyaşlarım sessizce akar, bir gün döneceğin umuduyla sabrederim.” (Odysseia, 19. Kitap) Penelope’nin sadakati destanın duygusal omurgasını oluşturur.
“Sözleriyle aklımızı büyülüyorlardı, ama onların çağrısında gizli bir ölüm vardı.” (Odysseia, 12. Kitap) Sirenler bölümünün özünü taşıyan güçlü bir pasaj.
Orijinal Yunanca Açılış Dizeleri
İlyada (Türkçe + Yunanca)
“Şarkı söyle, ey tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus’un öfkesini.” “Μῆνιν ἄειδε, θεά, Πηληϊάδεω Ἀχιλῆος…”
Odysseia (Türkçe + Yunanca)
“Anlat bana o çok yönlü adamın hikâyesini, ey ilham perisi.” “Ἄνδρα μοι ἔννεπε, Μοῦσα, πολύτροπον…”


Merhabalar.
Homeros destanları ile ilgili inceleme yazınızı okudum. Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar diler, teşekkür ederim. Çanakkale benim için de hem tarihin acısını, hem de gücünü taşıyan bir şehirdir. Uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen, eşimle birlikte ziyaret ettiğimiz Çanakkale Şehitliği hala hafızalarımızdadır. Ortaokul öğrencisi iken, “Renki Dünya” dergisinin 1968 yılı Aralık sayısı Truva üzerineydi. Bu dergiyle birlikte Truva hakkında epeyce bir bilgi sahibi olmuştum. Tarihe olan merakım beni Truva filmini izlemeye sevk etti. Gerçekten Truva filminden çok etkilendim. Bu film benim başucu filmlerinden sayılır.
Şu anda elimde Alman Filozof Ludwig (Andreas) Feuerbach’ın, Klasik İbrani ve Hıristiyan Antikçağ Kaynaklarına göre “Tanrıların Doğuşu” isimli kitabını incelemekteyim. Kitapta Akhilleus’un Öfkesi ve Zeus’un İradesi, İlyada’nın Konusu, Homeros’ta Yakarışların Kabulü ve Odysseia’nın Konusu bölümlerine de yer verilmiş.
Selam ve saygılarımla.
Üstadım, yazıya olan bu detaylandırıcı katkınız için teşekkür ediyorum.
Yazıya eklemeyi fakat yazı bütünlüğünü bozacağını düşündüğüm şu anektodu da ekleyeyim:
Fatih Sultan Mehmet Han’ın Bizanslı tarihçisi vakanüvis Kritovulos, sultanın Truva harabelerindeyken başını sallayarak:
“Allah, beni bu şehrin ve halkının müttefiki olarak bu zamana kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarına galip geldik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Yunanlar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Moralılar almışlardı. Bunların biz Asyalılar’a karşı defalarca yaptıkları kötü davranışların intikamını, aradan birçok devirler ve yıllar geçmesine rağmen onların torunlarından aldık” dediğini aktarır.
İş bu sebeple, Homeros Destanı’nın önemi daha da artmaktadır.
Selamlar sevgiler..