Prof. Dr. İsmail Kara: Düşünce Tarihimizin Hafızası, Eserleri ve Şerh Geleneği

Prof. Dr. İsmail Kara: Düşünce Tarihimizin Hafızası, Eserleri ve Şerh Geleneği

Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi alanının otoritesi İsmail Kara, modernleşme kavramlarını nasıl sorguladı? Rize’den İstanbul’a uzanan hayatı ve düşünceye adanmış titiz eserleri.

Prof. Dr. İsmail Kara: Osmanlı’dan Cumhuriyete Uzanan Düşünce Hattının Sorgulayıcı Hafızası

Prof. Dr. İsmail Kara, Türk düşünce tarihinin son yarım asrındaki en önemli ve en özgün seslerinden biridir. O, sadece bir ilahiyatçı ya da tarihçi değil; aynı zamanda düşüncenin arkeoloğu, metinlerin tahkikçisi ve kültürel hafızanın sadık bir neşircisidir.

Kara’nın eserleri, Türk modernleşme macerasını, yüzeysel ideolojik okumaların çok ötesinde, kavramların, metinlerin ve bireysel hikâyelerin derinliğinde ele alır.

Bu uzun blog yazısında, İsmail Kara’nın hayat yolculuğunun eserlerine nasıl yansıdığını, eserlerindeki derinlikli metodolojiyi ve onun entelektüel çevresinden süzülen anekdotları detaylıca inceleyeceğiz.

Hayatın Dokusu: Köyden Kütüphaneye Uzanan Yolculuk

İsmail Kara’nın entelektüel karakterinin temelinde, doğduğu coğrafyanın ve yetiştiği çevrenin sunduğu eşsiz kültürel harman yatar. 1955 yılında Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Güneyce köyünde dünyaya gelmesi, onun eserlerindeki gelenek ve yerellik hassasiyetini açıklamaktadır.

Babası, yörenin tanınmış din alimlerinden Kutuz Hoca, ona medrese ve ilim geleneğinin titizliğini aşılamış; annesi ise mektep görmemiş olmasına rağmen zengin bir şifahi kültür mirası sunmuştur. Kara, bu yerel zenginliği, Kutuz Hoca’nın Hatıraları ve özellikle Güneyce-Rize Sözlüğü gibi kültürel antropolojiye ve dil bilimine de dokunan çalışmalarla ebedileştirmiştir.

1969’da İstanbul’a gelişi ve İmam-Hatip, Yüksek İslâm Enstitüsü ile İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’ndeki çoklu eğitimi, onun hem İslami ilimler içinden hem de modern Batı bilimleri dışından bakabilme yeteneğini geliştirmiştir.

Akademik kariyeri öncesinde Dergâh Yayınları’nda ve Dergâh dergisinin yayın heyetinde görev alması ise, onu kitap basımı, metin düzenleme ve Sahaflar Çarşısı mektebi tabir ettiği entelektüel muhitin pratik bilgisiyle donatmıştır. Bu dönem, onun ileri kariyerindeki benzersiz neşirci (editör-yayıncı) kimliğinin temelini oluşturur.

Eserlerinin Metodolojik Derinliği: Metin, Kavram ve Hafıza

İsmail Kara’nın eserleri, salt bilgi aktarımı değil, aynı zamanda düşünceye bir metot önerisidir. Onun çalışmaları, üç ana eksende Türk düşünce tarihine yeni bir boyut katmıştır:

A. İslâmcılık Düşüncesini Kaynaklarından Okumak

Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi (3 Cilt), şüphesiz onun amiral gemisi eseridir. Kara, bu eserde İslâmcılığı siyasi polemiklerin dışına çıkararak, bir entelektüel akım ve kültürel fenomen olarak ele alır. O, İslâmcılığın savunucularının ya da eleştirenlerinin metinlerini yorumlamak yerine, bizzat dönemin İslâmcı aydınlarının gazete yazılarını, risalelerini ve kitaplarını derleyip tasnif eder.

Bu yaklaşım, okuyucuyu ikincil yorumlardan kurtararak doğrudan birincil kaynağa ulaştırır. Ona göre, bir düşünceyi anlamanın yolu, o düşünceyi üretenlerin kendi sesini duymaktan geçer.

B. Kavramların ve Düşüncenin Arkeolojisi

Kara’nın diğer bir büyük katkısı, düşünce tarihimizi kavramlar üzerinden yeniden okumasıdır. Bir Felsefe Dili Kurmak: Modern Felsefe ve Bilim Terimlerinin Türkiye’ye Girişi eseri, basit bir filoloji çalışması değildir.

Batı’dan tercüme edilen “Felsefe” “İlim“, “Medeniyet” gibi anahtar kavramların, Osmanlı ve Cumhuriyet aydınlarının zihin dünyasında nasıl karşılık bulduğunu, hangi anlam kaymalarına uğradığını inceler. Düşüncenin dille kurulduğunu gösteren bu çalışma, modernleşmenin sadece siyasi bir eylem değil, aynı zamanda kavramsal bir kriz olduğunu da gözler önüne serer.

C. Şerh ve Haşiye: Metne Saygı ve Derin Okuma

İsmail Kara’nın metodolojik farkını en net ortaya koyan eseri ise İlim Bilmez Tarih Hatırlamaz: Şerh ve Haşiye Meselesine Dair Birkaç Not‘tur. Geleneksel İslami ilimlerde bir metni anlama, yorumlama ve zenginleştirme sanatı olan şerh (açıklama) ve haşiye (dipnot/kısa not) geleneği, Kara için sadece tarihsel bir kalıntı değil, aynı zamanda metinle kurulan ilişkinin en derin biçimidir.

O, modernizmin dayattığı hızlı, yüzeysel okumaya karşı, şerh geleneğinin sunduğu yoğun, çok katmanlı ve vefalı okumayı savunur. Bu eser, onun sadece ne yazdığını değil, nasıl yazılması gerektiğini de öğreten bir kılavuzdur.

Prof. Dr. İsmail Kara: Düşünce Tarihimizin Hafızası, Eserleri ve Şerh Geleneği
Prof. Dr. İsmail Kara: Düşünce Tarihimizin Hafızası, Eserleri ve Şerh Geleneği – İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi

III. Anlatılar ve Anekdotlar: Tarihin Canlı Soluğu

İsmail Kara’nın biyografik ve hatıra içerikli eserleri, kuru tarih sayfalarının ötesinde, dönemin fikri ortamının nefesini hissettirir. Amel Defteri, Aramakla Bulunmaz ve Zafer Değil Sefer gibi kitapları, tanıdığı önemli şahsiyetlere dair gözlemleri ve anıları içerir.

Kutuz Hoca’nın Ahlakı: Babası Kutuz Hoca’ya dair hatıralar, onun ahlak ve sorumluluk anlayışını yansıtır: “Ben burada talebelerime iyi bakarsam, benim oğullarıma da orada o kadar iyi bakılır,” inancıyla talebeye gösterilen özen, Kara’nın kendi öğrenci ve okur ilişkisine de yansıyan bir sorumluluk örneğidir.

Yusuf Karali Detayları: Yakın çevresinde yer alan isimlere dair aktardığı canlı anekdotlar, bu şahsiyetleri birer tarih figürü olmaktan çıkarıp, ete kemiğe bürünmüş insanlar haline getirir. Özellikle Karadeniz ve İstanbul’daki entelektüel muhitlerden aktardığı bu anlatılar, bir dönemin gayriresmî düşünce tarihini yazmaktadır.

Neşirci Vefası: Kara, sadece kendi yazılarını değil, başkalarının eserlerini de bir “vefa” borcu olarak gün yüzüne çıkarmıştır. Cinuçen Tanrıkorur’un hatıralarını, Nurettin Topçu’nun külliyatını ve Hüseyin Kâzım Kadri’nin unutulmaya yüz tutmuş metinlerini yayıma hazırlaması, onun bir kültürel miras bekçisi olduğunu göstermektedir. Bu eylem, onun için sadece bir iş değil, bir düşünce ahlakı meselesidir.

Prof. Dr. İsmail Kara’nın En Bilinen Eserleri

Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi (3 Cilt)

İslâmcılık üzerine yapılmış en kapsamlı ve temel başvuru kaynaklarından biridir. Akımın metinlerini ve kişilerini titizlikle derlemesiyle öne çıkar.

Din İle Modernleşme Arasında: Çağdaş Türk Düşüncesinin Meseleleri

Türk aydınlarının modernleşme karşısındaki duruşlarını, din-devlet-toplum ilişkilerini sorgulayan denemelerinden oluşan, sıkça atıf yapılan bir eseridir.

Bir Felsefe Dili Kurmak: Modern Felsefe ve Bilim Terimlerinin Türkiye’ye Girişi

Türk düşünce tarihindeki kavramsal serüveni, Batı’dan gelen felsefi ve bilimsel terimlerin Türkçeye aktarılma sürecini inceleyen çığır açıcı bir çalışmadır.

İlim Bilmez Tarih Hatırlamaz: Şerh ve Haşiye Meselesine Dair Birkaç Not

Yazarın metodolojik yaklaşımını, geleneksel ilimlerdeki şerh geleneğinin önemini vurgulayan ve modern okuma biçimlerine bir eleştiri getiren, düşünsel derinliği yüksek bir eseridir.

Amel Defteri: Notlar, Hatıralar, Bazı Risaleler

Kendi gözlemlerini, hatıralarını ve entelektüel çevresindeki isimlere dair anekdotlarını içeren, samimi ve düşündürücü bir hatırat-deneme kitabıdır. Okuyucuya hem İsmail Kara’nın kendi dünyasına hem de dönemin ruhuna dair pencereler açar.

Kutuz Hoca’nın Hatıraları (Yayına Hazırlayan olarak)

Kendi babasının hatıralarını titizlikle yayına hazırladığı bu eser, İsmail Kara’nın kişisel geçmişiyle olan bağını ve yerel kültüre verdiği değeri gösterir. Hem bir aile tarihi hem de bir dönemin dini ve sosyal hayatına ışık tutar.

Nurettin Topçu Külliyatı (Yayına Hazırlayan olarak)

İsmail Kara’nın Dergâh Yayınları’nda uzun yıllar süren çabasıyla Nurettin Topçu’nun bütün eserlerini yayıma hazırlaması, onun Türk düşünce tarihindeki önemli bir ismi gelecek kuşaklara taşıma misyonunun en bilinen örneklerindendir. Bu külliyat, onun neşirci kimliğinin de zirve noktasıdır.

Bu yedi eser, Prof. Dr. İsmail Kara’nın düşünsel kimliğini, araştırma alanlarını ve metodolojik titizliğini en güçlü şekilde temsil eden çalışmalardır.

Sonuç: Bir Düşünce Atölyesi

Prof. Dr. İsmail Kara, Türk düşünce tarihini ele alış biçimiyle bir düşünce atölyesi kurmuştur. O, sadece din-modernleşme ve İslâmcılık üzerine değil; aynı zamanda dilin, kültürün, yerel hafızanın ve metinle kurulan vefalı ilişkinin önemine dikkat çekmiştir.

2020 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmesi de, onun bu çok yönlü ve derinlikli emeğinin bir tescilidir.

İsmail Kara okumak, sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda bugünü anlamak ve düşünceyi nasıl kuracağımızı öğrenmek demektir.

O, bize daima, acele etmememizi, kavramları sorgulamamızı ve metinlerin derinliğine saygı göstermemizi fısıldayan, Türkiye’nin entelektüel vicdanının nadir seslerindendir.

Okuma Önerileri:

Yazar: Nizamettin Gümüş

Gündüzleri fabrikanın o bitmek bilmeyen ritminde, akşamları ise bu ekranın başında; sadece bakıyor ve gördüklerini tasnif ediyor. Ne bir titri var ne de uyması gereken bir standardı. Modern dünyanın gürültüsünü alkışlamak yerine, o gürültünün içindeki sessiz boşlukları arıyor. Uzlaşmak, sevilmek ya da onaylanmak gibi bir derdi yok. Tek meselesi; her şeyin paketlenip bir sayıya dönüştüğü bu çağda, insan kalmanın ne demek olduğunu kendine hatırlatmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.