Dijital Tımarhaneden Kaçış: Neden 2025’te Hala Kişisel Blog Yazmalısınız?

Kişisel blog nedir, nasıl açılır, neden önemlidir? Bu rehberde kişisel blogun tanımını, tarihini, faydalarını ve blog açarken dikkat edilmesi gereken her detayı bulacaksınız.

Sosyal medya akışınızda parmağınızı her kaydırdığınızda, beyninizin bir parçasını başkalarının gürültüsüne kurban ediyorsunuz. Hızlı, tüketilebilir, sabun köpüğü gibi sönüp giden içerikler.

Peki, geriye ne kalıyor? Hiç. Koca bir hiç.

“Blog yazmak öldü” diyenler, aslında üretmenin zahmetinden kaçıp tüketmenin konforuna sığınanlardır. 2025 yılında kişisel blog sahibi olmak bir hobi değil, bir dijital varoluş savaşıdır.

İşte “Kişisel Blog Nedir?” sorusunun gerçek cevabı ve neden bir bloğunuz olması gerektiği:

Dijital “Gecekondu”da Oturmayı Bırakın

Instagram, X (Twitter) veya LinkedIn… Hiçbiri sizin değil. Siz orada sadece bir kiracısınız. Mark Zuckerberg veya Elon Musk yarın “dükkanı kapatıyorum” dese veya hesabınızı askıya alsa, tüm dijital varlığınız bir saniyede buharlaşır.

Kişisel blog, sizin tapulu mülkünüzdür. Kurallarını sizin koyduğunuz, algoritmaların değil kendi zihninizin sesini duyurduğunuz tek özgür alan burasıdır. Başkalarının tarlasında ırgatlık yapmayı bırakın, kendi bahçenizi ekin.

Zihinsel Obeziteye Karşı Tek Reçete

Sosyal medya bizi “zihinsel obez” yaptı. 280 karaktere, 15 saniyelik videolara hapsolmuş, dikkat süresi balık hafızasına inmiş bir kitle var.

Blog yazmak ise derinleşmektir. Bir konuyu (mesela Tanpınar‘ın zaman algısını veya Baudrillard‘ın simülasyonunu) hakkını vererek, sindirerek anlatmaktır.

Yazmak, düşünceyi terbiye eder. Blogunuz, dağınık zihninizin derlenip toparlandığı, fikirlerinizin olgunlaştığı atölyenizdir.

Algoritma İçin Değil, Miras İçin Yazın

Bugün attığınız bir tweet, 24 saat sonra çöp olur. Ama 10 yıl önce iyi yazılmış bir blog yazısı, hala birilerine rehberlik edebilir.

Kişisel blog, zamana atılmış bir çentiktir. Yarına kalacak olan, o gün ne yediğinizin fotoğrafı değil; hayata, sanata ve insana dair ürettiğiniz sahici düşüncelerdir.

Google sizi bulur, ama daha önemlisi; benzer dertlere sahip insanlar sizi bulur.

Tüketici misiniz, Üretici mi?

Kişisel blog; modern dünyanın gürültüsüne karşı bir sessizlik ve derinlik çağrısıdır.

Eğer söyleyecek bir sözünüz, derdiniz, itirazınız varsa; bunu bir şirketin algoritmasına meze etmeyin. Kendi kalenizi inşa edin. Bir blog açmak teknik bir iş değil, bir duruş meselesidir.

Şimdi soruyorum: Siz sadece izleyici mi olacaksınız, yoksa hikayeyi yazan mı?

Yazar: Nizamettin Gümüş

Gündüzleri fabrikanın o bitmek bilmeyen ritminde, akşamları ise bu ekranın başında; sadece bakıyor ve gördüklerini tasnif ediyor. Ne bir titri var ne de uyması gereken bir standardı. Modern dünyanın gürültüsünü alkışlamak yerine, o gürültünün içindeki sessiz boşlukları arıyor. Uzlaşmak, sevilmek ya da onaylanmak gibi bir derdi yok. Tek meselesi; her şeyin paketlenip bir sayıya dönüştüğü bu çağda, insan kalmanın ne demek olduğunu kendine hatırlatmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.