Maslow Fabrikaya Girseydi Ne Olurdu? Bir İhtiyaçlar Hiyerarşisi Sorgusu

Abraham Maslow adında bir psikolog, bir gün oturup insanın ihtiyaçlarını bir piramide benzetti.

Abraham Maslow adında bir psikolog, bir gün oturup insanın ihtiyaçlarını bir piramide benzetti.

Dedi ki; İnsan önce karnını doyurur, sonra güvende hisseder, ardından sevilmek ister, saygı bekler ve en sonunda da kendini gerçekleştirir, yani potansiyelinin zirvesine çıkar.

Kağıt üzerinde ne kadar da mantıklı, ne kadar da düzenli, değil mi?

Şu an bir tekstil fabrikasının uğultulu makineleri arasında, ciğerlerime dolan pamuk tozları eşliğinde bu satırları yazarken Maslow’a sormak istiyorum:

Hocam, sen hiç asgari ücretle çalışan birinin vardiyasına şahit oldun mu?

Piramidin Tabanı: Hayatta Kalma Savaşı

Bizim gibi emek yoğun hayatlar yaşayanlar için Maslow’un piramidi, çoğu zaman sadece ilk iki basamaktan ibarettir.

Fizyolojik İhtiyaçlar: Kira, faturalar, mutfak masrafı. O makinelerin hiç susmayan tık-tık sesi, bizim midemizin gurultusunu bastırmak içindir.

Güvenlik İhtiyacı: Yarın da bu işim olacak mı? korkusu. Sigortanın yatıp yatmadığını kontrol etmek, tazminat hakkını kaybetmemek için susmak…

Sistem bizi tam olarak bu iki basamağa hapseder. Bütün enerjimizi, sadece hayatta kalmak için harcamamızı ister. Çünkü bilir ki; eğer karnımız doyar ve kendimizi güvende hissedersek, o piramidin zirvesine bakmaya başlarız.

Maslow’un Yalanı: Zirveye Giden Yol Kapalı

Maslow’un teorisindeki en büyük yanılgı şudur: İnsanın bu basamakları sırayla, sindire sindire çıktığını varsayar.

Oysa modern makineleşme çağında, sistemin bize sunduğu tek kendini gerçekleştirme yolu, yine tüketmekten geçer.

Bize zirve diye gösterilen şey; daha iyi bir telefon, daha lüks bir araba ya da marka bir kıyafettir. Piramidin en tepesi bile, aslında tabandaki ihtiyaçları besleyen birer tüketim tuzağına dönüştürülmüştür.

Bizim Gerçeğimiz: Piramidi Tersten Tırmanmak

Ben bu blogda, yani nizamettingumus.tr‘de huzursuzluktan bahsediyorsam sebebi budur: Bizim gibiler için huzur, Maslow’un piramidine itaat etmek değil, ona isyan etmektir.

Biz, o fabrikaların en alt basamağında, makine yağı ve toz içinde çalışırken; zihnimizi o piramidin en tepesine, kendini gerçekleştirmeye odaklamaya çalışanlarız.

Bu zordur, can yakar, insanı yorar. Çünkü hem hayatta kalma savaşı verirsiniz hem de ruhunuzu diri tutma kavgası.

Maslow haklıydı, insanın ihtiyaçları vardır. Ama yanıldığı bir şey vardı: Bazı insanlar, piramidin en altındayken bile zirvedeki havayı solumak için ciğerlerini parçalar.

Bizim huzursuzluğumuz, işte bu imkansız tırmanışın öyküsüdür.

Yazar: Nizamettin Gümüş

Gündüzleri fabrikanın o bitmek bilmeyen ritminde, akşamları ise bu ekranın başında; sadece bakıyor ve gördüklerini tasnif ediyor. Ne bir titri var ne de uyması gereken bir standardı. Modern dünyanın gürültüsünü alkışlamak yerine, o gürültünün içindeki sessiz boşlukları arıyor. Uzlaşmak, sevilmek ya da onaylanmak gibi bir derdi yok. Tek meselesi; her şeyin paketlenip bir sayıya dönüştüğü bu çağda, insan kalmanın ne demek olduğunu kendine hatırlatmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.