Sinema tarihinin en yanlış anlaşılan başyapıtlarından biriyle karşı karşıyayız. Çoğu izleyici ve yüzeysel eleştirmen için Prenses Mononoke (Mononoke Hime), doğayı koruyalım, ağaçları kesmeyelim mesajı veren çevreci bir masaldır.
Eğer filmi böyle izlediyseniz, Miyazaki’nin size sunduğu zehirli elmayı ısırmadan yutmuşsunuz demektir.
Bu film, basit bir çevre güzellemesi değil; insanlığın ilerleme arzusunun kaçınılmaz trajedisine dair acımasız bir ağıttır.
Miyazaki bu eserde, Studio Ghibli‘nin o naif çizgilerinin ardına Nietzsche’nin Tanrı’nın Ölümünü ve Max Weber’in Dünyanın Büyüsünün Bozulması teorisini gizler.
Bu makalede, Prenses Mononoke’yi çocuksu bir bakışla değil; Lady Eboshi’nin pragmatizmi, Ashitaka’nın tarafsız laneti ve Orman Ruhu’nun kayıtsızlığı üzerinden, yetişkin bir zihinle analiz edeceğiz.

İyi ve Kötü Ötesinde: Lady Eboshi Bir Vigilante Değil, Aydınlanmanın Kendisidir
Klasik Disney anlatılarında veya vasat animasyonlarda kötüler; çirkindir, bencildir ve sadece yok etmek ister.
Ancak Miyazaki, Prenses Mononoke’de bize sinema tarihinin en karmaşık antagonistlerinden birini, Lady Eboshi’yi sunar.
Eboshi Neden Tanrıyı Öldürmek Zorunda?
Google aramalarında sıkça sorulan Lady Eboshi kötü mü? sorusunun cevabı koca bir Hayırdır. Eboshi, feodal Japonya’da (Muromachi Dönemi) ezilen sınıfların koruyucusudur.
- Fahişeleri özgürleştirir: Genelevlerde satılan kadınları alır, onlara iş ve onur verir.
- Cüzzamlılara dokunur: Toplumun çürük diye dışladığı hastaları yıkar, onlara silah tasarlatır ve insan olduklarını hatırlatır.
Eboshi’nin ormanı yok etme sebebi açgözlülük değildir; halkına refah sağlamaktır. Demir dövmek için kömüre, kömür için ağaca, güvenli bir yaşam alanı içinse ormandaki eski tanrıları (Kami) kovmaya ihtiyacı vardır.
Bu, Modernitenin ve Hümanizmin ta kendisidir. İnsanın yaşaması ve yükselmesi için, doğanın kutsallığının (Mistik Otoritenin) yok edilmesi gerekir.
Eboshi, Aydınlanma Çağı’nın rasyonel aklını temsil eder. O, gökyüzüne değil, elindeki tüfeğe ve insan gücüne inanır.
Önemli Not: Eboshi’nin Orman Ruhu’nun kafasını kestiği sahne, Nietzsche‘nin Böyle Buyurdu Zerdüşt eserindeki o ünlü çığlığın görsel karşılığıdır: Tanrı öldü ve onu biz öldürdük!
Ashitaka’nın Laneti: Bulanık Olmayan Gözlerle Görmenin Ağırlığı
Filmin ana karakteri Ashitaka, genellikle klasik bir kahraman sanılır. Oysa o, bir kahramandan ziyade trajik bir tanıktır. Kolundaki lanet ona insanüstü bir güç verirken, aynı zamanda onu yavaş yavaş öldürür.
Peki, bu lanet neyi sembolize eder?
Nefretin Fizikselleşmiş Hali
Ashitaka’nın laneti, nefrettir. Ancak Miyazaki burada nefreti sadece bir duygu olarak değil, bulaşıcı bir hastalık olarak işler. Ashitaka’nın trajedisi şudur: O, ne San (Doğa/İlkel) tarafındadır ne de Eboshi (Medeniyet/İnsan) tarafındadır.
Şifacı Kadın (Hii-sama) ona şunu söyler: Kaderini değiştiremezsin ama kaderinle yüzleşmek için ayağa kalkabilirsin.
Ashitaka’nın bulanık olmayan gözlerle görmek vizyonu, bir lütuf değil, bir yüktür. Çünkü:
- San’ın ormanını koruma hakkını görür.
- Eboshi’nin halkını doyurma hakkını görür.
İki tarafın da haklı olduğunu bildiği için, asla bir tarafı seçemez ve savaşı durduramaz. Sadece arabuluculuk yapmaya çalışır ama başarısız olur. Modern entelektüelin dramı budur; her şeyi anlamak ama gidişata müdahale edememek.
Shishigami (Orman Ruhu): Doğa Ana Merhametli Değildir
Batı sinemasında Doğa Ana genellikle şefkatli, kucaklayıcı ve koruyucudur. Miyazaki ise bu romantik algıyı yerle bir eder. Filmin en güçlü figürü Shishigami (Orman Ruhu), ne iyidir ne de kötüdür. O, yaşamın ve ölümün saf halidir.
- Attığı her adımda çiçekler açar (Yaşam), ama ayağını kaldırdığında o çiçekler solar (Ölüm).
- İyileştirir ama aynı zamanda can alır.
Miyazaki bize şu gerçeği haykırır: Doğa sizin dostunuz değildir. Doğa kayıtsızdır. Tsunami olduğunda deniz kötü değildir, sadece doğası gereği hareket eder.
Shishigami’nin kafası kesildiğinde ortaya çıkan Gece Yürüyücüsünün (Nightwalker) yarattığı yıkım, bir intikam değil, bozulan dengenin kaotik sonucudur.
Final Sahnesinin Yanılgısı: Dünya Neden İyileşmedi?
Pek çok izleyici, filmin sonunda yeşeren tepeleri görünce Mutlu Son olduğunu düşünür. Bu, Miyazaki sinemasının en büyük yanılgısıdır.
Filmin sonunda:
Büyü biter: Orman Ruhu ölmüştür. Artık o orman, ruhların (Kodamalar) gezdiği büyülü bir yer değil, kereste olmaya hazır sıradan bir ağaç topluluğudur. Max Weber’in tabiriyle Dünyanın Büyüsü Bozulmuştur (Disenchantment).
San ve Ashitaka Kavuşamaz: San ormana döner (İnsanları affedemem), Ashitaka ise Demir Kasaba’da kalır (Eboshi ile yeniden inşa edeceğiz).
Bu ayrılık zorunludur. Çünkü Mitoloji (San) ile Modernite (Ashitaka/Eboshi) artık bir arada yaşayamaz. İnsanlık geri dönülmez bir yola girmiştir.
Ashitaka’nın Seni ziyarete geleceğim demesi, modern insanın hafta sonları doğaya kampa gidip, pazar akşamı beton şehre dönmesine benzer. Biz artık doğanın bir parçası değiliz, onun sadece ziyaretçisiyiz.
Neden Prenses Mononoke Hala Güncel?
Prenses Mononoke, 1997 yılında vizyona girmesine rağmen, bugün her zamankinden daha günceldir. İklim krizi, sanayileşme ve etik değerler arasındaki sıkışmışlığımız arttıkça, Miyazaki’nin bu acımasız başyapıtı daha da anlam kazanıyor.
Film bize kolay cevaplar vermiyor. Doğayı sevelim deyip geçmiyor. Bize şu rahatsız edici soruyu soruyor:
Kendi konforundan, teknolojinden ve insani gelişiminden vazgeçmeden, doğayı gerçekten yaşatabilir misin?
Cevap, Ashitaka’nın yüzündeki o hüzünlü ifadede saklı: Hayır, ama yine de yaşamaya devam etmeliyiz.
Sıkça Sorulan Sorular
Prenses Mononoke’nin konusu nedir?
Prens Ashitaka’nın, köyünü korurken bir domuz tanrı tarafından lanetlenmesi ve şifa aramak için gittiği Batı’da, orman tanrıları ile Demir Kasabası’nın lideri Lady Eboshi arasındaki savaşa şahit olmasını konu alır.
Lady Eboshi kötü bir karakter mi?
Hayır. Lady Eboshi, halkını korumak ve ezilenleri (cüzzamlılar, kadınlar) topluma kazandırmak isteyen pragmatik bir liderdir. Doğayı yok etmesi kişisel hırs değil, medeniyet kurma çabasıdır.
Prenses Mononoke filminin sonunda ne oluyor?
Orman Ruhu’nun kafası yerine konur ancak Ruh ölür. Doğa tekrar yeşerir ama büyüsünü kaybeder. Ashitaka ve San yollarını ayırır; biri insanların dünyasında, diğeri ormanda yaşamayı seçer.
Bu makale, sıradan anime incelemelerinin ötesine geçerek, Miyazaki’nin eserini bir sanat felsefesi düzleminde ele almıştır.
Eğer Prenses Mononoke’yi sadece bir çizgi film olarak görüyorsanız, tekrar izleyin. Bu sefer bulanık olmayan gözlerle.

