Tavsiye Enflasyonunda Hayatta Kalmak

Dünya, uygulanabilirliği olmayan altın öğütler çöplüğüne dönüştü. Sosyal medya akışları; sabah yatağını toplayınca disiplin abidesine dönüşeceğini, herkese nazik davranınca kapıların açılacağını sanan romantiklerin istilası altında.

Dünya, uygulanabilirliği olmayan altın öğütler çöplüğüne dönüştü. Sosyal medya akışları; sabah yatağını toplayınca disiplin abidesine dönüşeceğini, herkese nazik davranınca kapıların açılacağını sanan romantiklerin istilası altında.

Oysa hayat, bir nezaket yarışı değil, bir kapasite ve direnç testidir. Eğer bir pusulaya ihtiyacın varsa, onu steril kişisel gelişim kitaplarında değil, hayatın kaotik işleyişinde aramalısın.

Sevdiğin işi yaparsan ömür boyu çalışmazsın cümlesi, modern çağın en büyük yalanıdır.

İş, doğası gereği bir zorunluluk ve değer takasıdır. Tutku değişkendir, sabah uyandığında seni terk edebilir; ancak yetkinlik ve ustalık kalıcıdır.

Bir fabrikada, bir masada ya da bir ekranda; insanlar senin o işe ne kadar aşık olduğunla ilgilenmez. Onlar, o sorunu senin kadar hızlı ve hatasız çözebilecek başka biri olup olmadığına bakar.

Vazgeçilmezlik, duygusal bir bağlılıkla değil, teknik bir üstünlükle inşa edilir. Profesyonellik, canın istemediğinde de en iyisini yapabilme sanatıdır.

Tokalaşırken ayağa kalkmak veya ödünç arabayı dolu depoyla vermek, seni iyi bir insan yapmaz; sadece toplumun talep ettiği asgari uyum protokollerini yerine getirmiş olursun.

Gerçek hayatta saygı, bu şekilsel hareketlerden değil, senin duruşunun ve sınırlarının yarattığı ağırlıktan gelir.

Hayır diyemeyen birinin nazikliği, bir tercih değil, bir mecburiyettir ve bu yüzden değersizdir. İnsanlar sana kibar olduğun için değil, seni karşılarına almanın bir maliyeti olduğunu bildikleri için alan açarlar.

Sınırlarını çizemeyen, başkalarının coğrafyasında mülteci kalır.

Anlamadığın konuda sus öğüdü, genellikle zihinsel tembelliği örtbas etmek için kullanılır.

Entelektüel bir zihin, anlamadığı konunun üzerine giden, gerekirse o masada cehaletini bir cerrah titizliğiyle deşen zihindir.

Susmak, her zaman vakar değil, bazen korkaklıktır. Siyasetten, dinden veya işten kaçan bir sohbet; sadece vakit öldürmeye yarar.

Derinlikli bir insan, çatışmadan kaçan değil, çatışmayı bir zemin olarak kullanıp oradan yeni bir sentez çıkarabilendir. Hakikat, ancak fikirlerin çarpıştığı o sert yüzeylerde parlar.

Geçmişten ders almak yetmez; onu sistematik bir veri setine dönüştürmek gerekir.

Nerede zayıf kaldığını, hangi noktada manipüle edildiğini veya hangi kararın seni geri bıraktığını bir duygu seli içinde değil, bir mühendis soğukkanlılığıyla analiz etmelisin.

Dünya, niyetlerin iyiliğiyle değil, hamlelerin doğruluğuyla ilgilenir. Her gününü son gününmüş gibi yaşayanlar, sadece anlık hazların kölesi olurlar.

Oysa yarını inşa etmek, bugünün konforundan feragat etmeyi ve uzun vadeli bir stratejiye sadık kalmayı gerektirir.

Sonuç olarak; nezaket bir süstür, yetkinlik ise silahtır. Süslerinle dikkat çekebilirsin ama ancak silahlarınla hayatta kalırsın.

Yazar: Nizamettin Gümüş

Gündüzleri fabrikanın o bitmek bilmeyen ritminde, akşamları ise bu ekranın başında; sadece bakıyor ve gördüklerini tasnif ediyor. Ne bir titri var ne de uyması gereken bir standardı. Modern dünyanın gürültüsünü alkışlamak yerine, o gürültünün içindeki sessiz boşlukları arıyor. Uzlaşmak, sevilmek ya da onaylanmak gibi bir derdi yok. Tek meselesi; her şeyin paketlenip bir sayıya dönüştüğü bu çağda, insan kalmanın ne demek olduğunu kendine hatırlatmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.