Maslow Fabrikaya Girseydi Ne Olurdu? Bir İhtiyaçlar Hiyerarşisi Sorgusu

Abraham Maslow adında bir psikolog, bir gün oturup insanın ihtiyaçlarını bir piramide benzetti.

Dedi ki; İnsan önce karnını doyurur, sonra güvende hisseder, ardından sevilmek ister, saygı bekler ve en sonunda da kendini gerçekleştirir, yani potansiyelinin zirvesine çıkar.

Okumaya devam et “Maslow Fabrikaya Girseydi Ne Olurdu? Bir İhtiyaçlar Hiyerarşisi Sorgusu”

Performans Cehenneminde Özgürlük Yanılsaması: Byung-Chul Han Yorgunluk Toplumu

Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu, modern insanın eline tutuşturulmuş en şeffaf ama en kanlı aynadır.

Bu kitap, yorgunum demenin bile bir performans haline geldiği, dinlenmenin ise sadece daha fazla çalışmak için yapılan bir bakım olduğu bir çağın feryadıdır.

Okumaya devam et “Performans Cehenneminde Özgürlük Yanılsaması: Byung-Chul Han Yorgunluk Toplumu”

Küçük Cadı Kiki: Modernitenin Çarkları Arasında Yeteneğin İntiharı

Studio Ghibli’nin o uçuşan, pastel renkli dünyasına aldananlar için Küçük Cadı Kiki, büyümenin tatlı sancılarını anlatan bir masaldır.

Ama bizim gibi her gün makinelerin gürültüsünü duyan, binlerce koliyi dünyanın öbür ucuna sevk eden ve akışın içinde ruhunu kaybedenler için bu film, modern köleliğin ilk aşamasını anlatan karanlık bir belgeseldir.

Okumaya devam et “Küçük Cadı Kiki: Modernitenin Çarkları Arasında Yeteneğin İntiharı”

Pürüzsüz Dünyada Gölgeyi ve Kusuru Savunmak

Şu an bu satırları okurken gözleriniz bir arka ışığa (backlight) mahkûm. Telefonunuzun veya bilgisayarınızın ekranı, pikselleri doğrudan retinanıza fırlatıyor.

Dijital dünya size pürüzsüzlük, netlik ve bitmek bilmeyen bir aydınlık vaat ediyor. Her şey o kadar net ki, hayal kuracak bir karanlık, sığınacak bir gölge kalmadı.

Okumaya devam et “Pürüzsüz Dünyada Gölgeyi ve Kusuru Savunmak”

Truman Show Bir Komedi Değildi: Kendi Simülasyonumuzun Gardiyanı Olmak

The Truman Show’un sonunda Truman o meşhur kapıdan çıkıp stüdyoyu terk ettiğinde hepimiz rahatlamıştık, değil mi?

Nihayet gerçekliğe kavuştu demiştik. Jean Baudrillard bugün mezarından kalkıp gelseydi muhtemelen suratımıza güler ve şunu söylerdi: Truman dışarı çıkmadı, sadece daha büyük bir stüdyoya adım attı.

Okumaya devam et “Truman Show Bir Komedi Değildi: Kendi Simülasyonumuzun Gardiyanı Olmak”

Tezgâhın Gürültüsünde Ruh Aramak: Bir Huzursuzluk Manifestosu

Şu an bu satırları okurken muhtemelen konforlu koltuğunda, elinde latte ile dijital dönüşüm veya kişisel gelişim üzerine bir şeyler bulacağını sanıyorsun. Yanılıyorsun.

Ben bu satırları, bir tekstil fabrikasının uğultulu makineleri arasında, ciğerlerime dolan pamuk tozları ve burnuma çarpan makine yağı kokusuyla yazıyorum.

Okumaya devam et “Tezgâhın Gürültüsünde Ruh Aramak: Bir Huzursuzluk Manifestosu”

Tavsiye Enflasyonunda Hayatta Kalmak

Dünya, uygulanabilirliği olmayan altın öğütler çöplüğüne dönüştü. Sosyal medya akışları; sabah yatağını toplayınca disiplin abidesine dönüşeceğini, herkese nazik davranınca kapıların açılacağını sanan romantiklerin istilası altında.

Oysa hayat, bir nezaket yarışı değil, bir kapasite ve direnç testidir. Eğer bir pusulaya ihtiyacın varsa, onu steril kişisel gelişim kitaplarında değil, hayatın kaotik işleyişinde aramalısın.

Okumaya devam et “Tavsiye Enflasyonunda Hayatta Kalmak”

Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden TikTok’a: Kronometrik Yalnızlığımız

Şu an bu satırları okurken muhtemelen parmağın ekranın köşesinde bir yerlerde, bir sonraki uyarana geçmek için sabırsızlıkla titriyor.

Bir yazıyı sonuna kadar okumak, modern insanın yeni askeri disiplin sınavı haline geldi.

Okumaya devam et “Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden TikTok’a: Kronometrik Yalnızlığımız”

Algoritmaya Karşı Yazmak: Dijital Ontoloji ve İnsanın Geri Çekilişi

İçinde bulunduğumuz çağ, kelimelerin anlamını yitirdiği, sadece birer veri birimi haline geldiği bir çağdır. Yazmak, artık bir ruhun başka bir ruha dokunma çabası değil; bir sunucudaki indeksleme işlemini manipüle etme sanatına dönüştü.

Okumaya devam et “Algoritmaya Karşı Yazmak: Dijital Ontoloji ve İnsanın Geri Çekilişi”