Türk Edebiyatı Wattpad Çukurunda mı Boğuluyor?

Edebiyat, bir milletin hafızası, düşünce kalesi ve estetik zirvesidir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zamanı ilmek ilmek işlediği, Oğuz Atay’ın tutunamayan ruhlara ayna tuttuğu, Yaşar Kemal’in toprağın kokusunu kelimelere sindirdiği bir gelenekten geliyoruz.

Ancak bugün, bu görkemli mirasın üzerine, dijital bir balçık gibi yapışan, estetikten ve derinlikten yoksun, tamamen ticari kaygılarla üretilmiş devasa bir yığın dökülüyor. Bu yığının adı: Wattpad Edebiyatı.

Okumaya devam et “Türk Edebiyatı Wattpad Çukurunda mı Boğuluyor?”

Müslüman Çocuklar Fantastik Roman Okumalı mı?

​2025 yılındayız ve İslam dünyasının ebeveyn forumlarında, WhatsApp gruplarında ve dergilerinde hala aynı bayat, korku kokan tartışma dönüp duruyor:

Müslüman çocuklar fantastik roman okumalı mı? Harry Potter çocuğumu dinden çıkarır mı? Yüzüklerin Efendisi şirke kapı aralar mı?

Okumaya devam et “Müslüman Çocuklar Fantastik Roman Okumalı mı?”

Puslu Kıtalar Atlası İncelemesi ve Derin Okuma Rehberi

Türk edebiyatında bazı eserler vardır ki, kapağını kapattığınızda içinde yaşadığınız odanın gerçekliğini sorgularsınız. İhsan Oktay Anar’ın ilk ve belki de en sarsıcı romanı olan Puslu Kıtalar Atlası, sadece bir tarihi roman veya fantastik kurgu değildir.

O, Descartes’ın Düşünüyorum, öyleyse varım (Cogito, ergo sum) önermesinin, 17. yüzyıl İstanbul’unun (Kostantiniye) rutubetli, karanlık ve efsunlu sokaklarında yeniden inşa edilmesidir.

Okumaya devam et “Puslu Kıtalar Atlası İncelemesi ve Derin Okuma Rehberi”

Goodreads Ödülleri 2025 Kazananları: Okurun Ruhsal Otopsisi ve Analiz

Edebiyat, toplumun aynasıdır derler. Ancak 2025 yılında bu ayna, bize sadece yüzümüzü değil, ruhumuzdaki derin çatlakları, korkularımızı ve bastırdığımız arzularımızı da gösteriyor.

Goodreads Ödülleri 2025 kazananları açıklandı. Yılın en iyi kitapları bize toplum hakkında ne söylüyor?

Okumaya devam et “Goodreads Ödülleri 2025 Kazananları: Okurun Ruhsal Otopsisi ve Analiz”

Tüketim Toplumunun Psikolojik Bedeli: Neden Aldıkça Eksiliyoruz?

Descartes yüzyıllar önce “Düşünüyorum, öyleyse varım” demişti. Bugün modern insan, bu sözü bilmeden de olsa değiştirdi: “Tüketiyorum, öyleyse varım.

Sabah uyanıyoruz ve bir marka diş macunuyla dişlerimizi fırçalıyoruz. Bir marka kahve içiyoruz. Üzerimize logolarla bezeli kıyafetler geçiriyoruz.

Arabamızın markası sosyal statümüzü, telefonumuzun modeli teknolojiye olan yatkınlığımızı, gittiğimiz mekanlar “kalitemizi” belirliyor.

Okumaya devam et “Tüketim Toplumunun Psikolojik Bedeli: Neden Aldıkça Eksiliyoruz?”

Ahmet Hamdi Tanpınar Bugün Yaşasaydı Sosyal Medya Hakkında Ne Derdi?

Zamanın ritmini, insan ruhunun dalgalarını ve modern hayatın yavaş yavaş içimize sızan yalnızlığını en iyi anlatan yazarlardan biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, bugün yaşasaydı sosyal medya karşısında ne düşünürdü?

Okumaya devam et “Ahmet Hamdi Tanpınar Bugün Yaşasaydı Sosyal Medya Hakkında Ne Derdi?”

Dijital Kölelik: Bildirim Işığı Bizi Nasıl Pavlov’un Köpeğine Çevirdi?

Bir kafedeyim. Karşımda en sevdiğim ddostm oturuyor, belki yıllardır görüşmemişiz. Hararetli bir şekilde hayatın gidişatından, eskilerden bahsediyor.

Ama o konuşurken, gözüm istemsizce masanın kenarında duran o kara kutuya kayıyor. Ekran karanlık. Ses yok. Titreşim yok.

Okumaya devam et “Dijital Kölelik: Bildirim Işığı Bizi Nasıl Pavlov’un Köpeğine Çevirdi?”