Enformasyon Obezitesi ve Bilgelik Kıtlığı: Gürültü Çağında Neden İnatla Blog Yazmalısınız?

İnterneti açıyorsunuz. Twitter’da herkes jeopolitik uzmanı, Instagram’da herkes yaşam koçu, LinkedIn’de herkes vizyoner CEO.

Müthiş bir gürültü var. Herkes konuşuyor, herkes bağırıyor, herkes “bildiğini” iddia ediyor. Ama kimse dinlemiyor.

Tıpkı kalabalık bir pazar yerinde, herkesin elindeki boş kutuları “içinde elmas var” diye satmaya çalıştığı bir panayır yeri gibi.

Okumaya devam et “Enformasyon Obezitesi ve Bilgelik Kıtlığı: Gürültü Çağında Neden İnatla Blog Yazmalısınız?”

Sadık Yalsızuçanlar, Küf Kitap İncelemesi

Sadık Yalsızuçanlar’ın Küf, Toplu Öyküleri II kitabı üzerine kapsamlı bir inceleme. “Hiç” kavramı, hat sanatı, yalnızlık ve varoluş temalarının işlendiği bu eser, Türk öykücülüğünde mistik bir başyapıt olarak öne çıkıyor.

Okumaya devam et “Sadık Yalsızuçanlar, Küf Kitap İncelemesi”

Hangi Linux Dağıtımını (Distro) Seçmeliyim?

Linux, bilgisayar dünyasında yalnızca bir işletim sistemi olarak değil, aynı zamanda bir kültür, bir düşünce biçimi ve bir dayanışma modeli olarak da yerini aldı.

Günümüzde akıllı telefonlardan uzay teleskoplarına, süper bilgisayarlardan kişisel dizüstülere kadar uzanan geniş bir yelpazede kullanılan Linux; özgürlüğün, paylaşımın ve bilgiye erişimin somutlaşmış hâlidir.

Onu anlamak, sadece bir yazılımı değil, bir hareketi de anlamaktır.

Okumaya devam et “Hangi Linux Dağıtımını (Distro) Seçmeliyim?”

Bir İrade Beyanı Olarak Yazmak: Mazeretlerin Bittiği Yer ve Recep Altun Örneği!

İnsan doğası, en az direnç gösteren yolu seçmeye programlıdır. Beynimiz, konfor alanını korumak için sürekli mazeret üretir. “Bugün çok yorgunum“, “İlham gelmedi“, “Vaktim yok“, “Kafam çok dolu…

Bu cümleler tanıdık geliyor mu?

Okumaya devam et “Bir İrade Beyanı Olarak Yazmak: Mazeretlerin Bittiği Yer ve Recep Altun Örneği!”

Virgülün Haysiyeti ve Düşüncenin Namusu: İmla Neden Bir Teknik Değil, Ahlak Meselesidir?

Bir blog yazısını, bir makaleyi veya basit bir sosyal medya iletisini okurken, “de/da” eklerinin yanlış yazıldığını, öznelerin yüklemle kavga ettiğini veya virgülün olması gereken yerden fersah fersah uzakta olduğunu gördüğünüzde ne hissedersiniz?

Çoğu insan buna basit bir “dikkatsizlik” veya “teknik hata” deyip geçer.

Ben geçmem. Siz de geçmemelisiniz.

Okumaya devam et “Virgülün Haysiyeti ve Düşüncenin Namusu: İmla Neden Bir Teknik Değil, Ahlak Meselesidir?”

Blog Yazarları Neden Fenomen Olamıyor?

Blog yazarlarıyla fenomenler artık aynı dijital dünyada var oluyor ama aynı oyunu oynamıyorlar. Bir blog yazarı, fikirlerini anlamlı biçimde ifade etmek isterken; fenomen, dikkat ekonomisinde görünür kalmak için yarışır.

Bu iki yaklaşımın farkı, günümüz dijital kültüründe büyük bir uçurum yarattı.

Okumaya devam et “Blog Yazarları Neden Fenomen Olamıyor?”

Yazmak Üzerine Öğrendiğim Bir Şey

Yazmakla ilgili yıllar içinde öğrendiğim bir şey var: Gerçekten yaşamaya cesaret edemediğin bir şeyi dürüstçe yazamazsın.

İlk bakışta bu tuhaf gelebilir. Sonuçta Orhan Pamuk hiçbir zaman kendi içinde bir “Masumiyet Müzesi” açmadı. Latife Tekin gerçekten bir masal köyünde büyümedi. Yaşar Kemal, İnce Memed’in yaşadıklarını birebir yaşamadı.

Ama ya başka bir biçimde yaşadılarsa?

Okumaya devam et “Yazmak Üzerine Öğrendiğim Bir Şey”

Cahit Zarifoğlu İşaret Çocukları İncelemesi

Cahit Zarifoğlu’nun “İşaret Çocukları” adlı eseri, modern Türk şiirinde inanç, çocukluk ve varoluş temalarını derin bir sembolizmle işler. Bu incelemede, Zarifoğlu’nun şiir dilinin metafizik boyutunu ve edebi özgünlüğünü keşfedin.

Okumaya devam et “Cahit Zarifoğlu İşaret Çocukları İncelemesi”

Beş Şehir İncelemesi – Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Zaman, Medeniyet ve Şehir Üzerine Efsanevi Eseri

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’i (ilk baskı 1946), yüzeyde beş farklı şehrin – Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul – tarihini, kültürünü ve ruhunu anlatan bir deneme kitabı gibi görünür.

Okumaya devam et “Beş Şehir İncelemesi – Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Zaman, Medeniyet ve Şehir Üzerine Efsanevi Eseri”