Virgülün Haysiyeti ve Düşüncenin Namusu: İmla Neden Bir Teknik Değil, Ahlak Meselesidir?

Yazı yazmak çoğu zaman fikirlerin içimizden taştığı bir süreçtir ama dürüst olalım, iyi yazmak sadece fikirle olmuyor. Kelimeleri düzgün yerleştirmek, cümleleri nefes aldırmak, noktalama işaretlerini doğru koymak da işin büyük kısmı. Bütün bunların adı “yazım kuralları.” Yani yazının görünmez omurgası.

Bir blog yazısını, bir makaleyi veya basit bir sosyal medya iletisini okurken, “de/da” eklerinin yanlış yazıldığını, öznelerin yüklemle kavga ettiğini veya virgülün olması gereken yerden fersah fersah uzakta olduğunu gördüğünüzde ne hissedersiniz?

Çoğu insan buna basit bir “dikkatsizlik” veya “teknik hata” deyip geçer.

Ben geçmem. Siz de geçmemelisiniz.

Çünkü o basit harf hatası, aslında yazarın size, harcadığınız zamana ve daha da önemlisi kendi düşüncesine duyduğu saygısızlığın somut bir kanıtıdır.

Bir restorana gittiğinizi hayal edin. Şef, dünyanın en lezzetli yemeğini hazırlamış olabilir. Ancak o yemeği size bulaşık artıklarıyla dolu, kirli bir tabakta sunarsa, o yemeğin lezzetinin bir önemi kalır mı? Kalmaz. Mideniz bulanır.

İmla hataları, düşüncenin kirli tabaklarıdır. Fikriniz pırlanta olsa bile, onu çamurlu bir kağıda sarıp sunamazsınız.

Bugün, “Yazım Kuralları” denen o sıkıcı TDK bürokrasisinden bahsetmeyeceğiz. Bugün, imlanın neden bir ahlak ve zeka meselesi olduğunu, dilin neden düşüncenin mimarisi olduğunu konuşacağız.

1. Kirli Cam Teorisi: Neden Anlaşılmıyorsunuz?

Dil, zihninizdeki soyut dünyayı somut dünyaya aktaran tek araçtır. Dil, düşünceyi gösteren bir camdır.

Eğer bu cam kirliyse; yani cümleleriniz düşükse, kelimeleriniz yanlış seçilmişse ve noktalama işaretleriniz eksikse, dışarıdaki hiç kimse içerideki o muhteşem manzarayı (fikrinizi) net göremez.

Okuyucu, camın üzerindeki lekelere takılmaktan manzaraya odaklanamaz. Bir noktadan sonra da bakmayı bırakır.

Yazarların sıkça düştüğü “İçerik kraldır, şekil önemli değil” yanılgısı, tembellerin uydurduğu bir yalandır. Şekil, içeriğin var olma biçimidir.

Bir binanın tuğlalarını harçsız, gelişigüzel üst üste dizerseniz o bina çöker. Kelimeleri de doğru bir gramer, mantıklı bir söz dizimi ve yerinde kullanılan noktalama işaretleriyle birbirine bağlamazsanız, anlam çöker. Enkazın altında kalan ise okuyucunuz olur.

Benim fikrim çok derin, imlaya takılan sığdır” savunması, entelektüel bir kibirden başka bir şey değildir.

Eğer siz kendi fikrinizi doğru ifade etme zahmetine katlanmıyorsanız, okuyucunun o fikri anlama zahmetine katlanmasını bekleme hakkınız yoktur.

2. Virgülün Haysiyeti: Bir Nefes Alma Sanatı

Noktalama işaretleri, yazının trafik levhaları ve notalarıdır. Yazı, sessiz bir müziktir ve her müziğin bir ritmi, bir “es” verme anı vardır.

Nokta: “Dur ve bu fikri sindir, hüküm verildi” der.

Virgül: “Acele etme, burada bir ayrım var, nefes al ve devam et” der.

Bunları kullanmamak, okuyucuyu freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı sürmektir. Hiçbir duraksaması olmayan, nefes aldırmayan, paragraflara bölünmemiş koca bir metin bloğu, okuyucuya yapılan işkencedir.

Okuyucunuzu yormaya hakkınız yok. Ona konforlu bir zihinsel yolculuk sunmak, yazarın birinci vazifesidir.

Virgül, kelimelerin birbirine çarpmasını engeller. Cümlenin trafiğini düzenler. Bir virgülü eksik koymak veya yanlış yere koymak, sadece estetik bir hata değildir; bazen hayati bir anlam kaymasıdır.

3. Küçük Bir İşaret, Büyük Bir Felaket (Kanıt İsteyenlere)

Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? “Alt tarafı bir virgül, ne olacak?” diyenlerdenseniz, dilin matematiğine ne kadar yabancı olduğunuzu gösteren şu örneklere bakın.

Bir virgülün bir insanın itibarını, hatta kaderini nasıl değiştirebileceğini görün:

Örnek A: Klasik Facia

Oku, baban gibi eşek olma.” (Burada babaya ağır bir hakaret ve oğula “adam ol” uyarısı vardır. Baba, ‘eşek’ metaforunun öznesidir.)

“Oku baban gibi, eşek olma.” (Burada ise baba bir rol modeldir, bir bilgedir. Oğula babasının izinden gitmesi öğütlenir.)

Gördünüz mü? Tek bir virgül, babanızı ya bir bilgeye ya da bir yük hayvanına dönüştürür. Babanızın haysiyeti, o küçük kıvrımlı işaretin ucundadır.

Örnek B: Kim Kime Sordu?

“Genç, doktora sordu.” (Bir genç var, karşısında bir doktor var ve ona soru soruyor.)

“Genç doktora sordu.” (Soru soran kişi belirsiz ama doktorun yaşı genç.)

Virgülü kaldırdığınızda özne kaybolur. Kimin kime ne yaptığı belirsizleşir. Zihinsel bulanıklık işte burada başlar.

Okuyucu cümlenin başına dönüp “Bir dakika, kim sordu?” diye tereddüt ettiği an, yazar olarak kaybettiniz demektir. Akış bozuldu, büyü bozuldu.

4. Zihin Tembelliğinin İtirafı

Günümüzde en sık duyduğumuz bahaneler şunlar: “Mobilden yazdım, ondan hata oldu“, “Aceleye geldi“, “Burası sosyal medya, edebiyat parçalamaya gerek yok.

Bu bahaneler, zihinsel tembelliğin ve disiplinsizliğin itirafıdır.

Konfüçyüs’e atfedilen meşhur bir diyalog vardır. “Bir ülkeyi yönetseydin ilk ne yapardın?” diye sorarlar. Bilge cevap verir: “Önce dili düzeltirdim.

Nedenini ise şöyle açıklar: “Dil düzgün olmazsa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. İşte bunun için, söylenen sözün doğru olması her şeyden önemlidir.”

Eğer siz basit bir “ki” bağlacını ayırmayı beceremiyorsanız, karmaşık bir felsefi problemi, toplumsal bir sorunu veya insan psikolojisini analiz etmenizi nasıl bekleyebiliriz?

Küçük işlerde titiz olmayanlar, büyük işlerde asla güvenilir olamazlar.

Yazım hatalarıyla dolu bir metin, dağınık bir yatak odası gibidir. Sahibinin zihninin de dağınık olduğunun göstergesidir.

5. Dilinize Bekçilik Yapın

Türkçe; matematiksel, estetik ve son derece güçlü bir dildir. Onun ahengini bozmak, kulak tırmalayan detone bir şarkı söylemek gibidir.

Blog yazarı olmak, sadece içerik üretmek ve interneti veri çöplüğüne çevirmek değildir. Blog yazarı olmak; aynı zamanda dilin, anlamın ve estetiğin muhafızı olmaktır.

Yazdığınız her kelime, kurduğunuz her cümle, sizin zeka seviyenizin vesikasıdır. Google sizi “anahtar kelimelerinizle” tanıyabilir ama insanlar sizi kurduğunuz cümlelerin kalitesiyle tanır.

Lütfen, vesikanızı lekelemeyin. Düşüncenize saygı duyun, okuyucunuza saygı duyun ve o virgülü hak ettiği yere koyun.

Çünkü yazmak, sadece harfleri yan yana dizmek değil; zihni inşa etmektir.

Yazar: Nizamettin Gümüş

Gündüzleri fabrikanın o bitmek bilmeyen ritminde, akşamları ise bu ekranın başında; sadece bakıyor ve gördüklerini tasnif ediyor. Ne bir titri var ne de uyması gereken bir standardı. Modern dünyanın gürültüsünü alkışlamak yerine, o gürültünün içindeki sessiz boşlukları arıyor. Uzlaşmak, sevilmek ya da onaylanmak gibi bir derdi yok. Tek meselesi; her şeyin paketlenip bir sayıya dönüştüğü bu çağda, insan kalmanın ne demek olduğunu kendine hatırlatmak.

“Virgülün Haysiyeti ve Düşüncenin Namusu: İmla Neden Bir Teknik Değil, Ahlak Meselesidir?” için 4 yorum

    1. Hoş geldiniz SaYLo.

      Umarım işinize yarayacak bir yazı olmuştur. Ben imla kurallarını düzenlemek için edebiyat okuyan kardeşimden ve yapay zeka araçlarından faydalanıyorum.

      İmla kuralları, yazının en az içeriği kadar önemli. Noktalama işaretlerini doğru kullanmayınca, yazıda ne demek istenildiği de doğru anlaşılmıyor.

      Selamlar sevgiler..

  1. Merhabalar.
    Bırakın yazı yazarken dikkat etmeyi, yorum yazarken bile imla, noktalama ve dil bilgisi kuralı açısndan takıldığım bir yerde hiç erinmem saatlerce uğraşır, araştırır, doğrusunu öğrenir ve yazmaya devam ederim. Bu bende artık bir hastalık oldu. İnşAllah hep böyle devam ederim. Tabi bazen de gözümden kaçanlar da oluyor, ne de olsa 70 yaşını tamamlamak üzereyim.
    Selam ve saygılarımla.

    1. Merhabalar Recep Hocam,

      Ne güzel bir yaklaşım! Yazıya ve dile duyduğunuz bu özen gerçekten takdire şayan. 70 yaşına yaklaşırken hâlâ öğrenme isteğini, merakı ve disiplini koruyabilmek herkesin harcı değil. Bu, hem karakterinizin hem de kaleminizin sağlamlığını gösteriyor.

      Küçük hataların gözden kaçması ise bence çok doğal — önemli olan dili bir sorumluluk bilinciyle kullanmaya çalışmak. Yazarken gösterdiğiniz bu titizlik, sizi sıradan bir yazar ya da yorumcudan ayırıyor.

      İyi ki varsınız, Sizler gibi insanlar olduğu sürece Türkçemiz de emin ellerde demektir.

      Selam ve saygılarımla.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.